17 Mart 2009

Metafor-ül Bulut

Bir sürü film izledim, kitap okudum ama elim ermedi işte iki satır yazıvermeye. Yazı yazmak insanın başını birarada isteyen bir eylem duruma bakılırsa. Kafam bu kadar dağınıkken yazdığım da bölük pörçük oluyor özetle. Durum bu.



Ne mi oluyor? Efendim bir bulutun içindeyim şu sıralar. Bir belirsizlik bulutu. Kendi belirgin adı belirsiz bu bulut belirsiz bir desende ilerliyor. Bu nedenle, kimi gün görmezden gelebiyorum kendisini; kimi gün gözüme giriyor; su kaçırıyor gözüme; gözümden akıyor sular. Ben ki kontrol manyaklığında belirli sınırlara gelmiş bir bireyim. Mükemmeliyetçiliğim zaman zaman eşeğin bir taraflarına bulut kaçırmakta. Kendimi dizginlemeye çalışmaktayım. İçinde bulunduğum durum "uncontrollable variable"lar elinde "random" ötesi haller alınca, sorgulama olayının da bi tarafına su kaçırmaktayım. Ne yapmalıyım? Nerde yanlış yaptım? Nerede yanlış yapmaktayım? Sorgulama konusu gözüme su kaçırmakta. Benim tadımı kaçırmakta. Üstelik bulutun içindeyim bir yana kaçamamaktayım.

Öte yandan bu bulut meselesi görüş mesafesini azalttığından en yakınınızdakilerle ilişkilerinizin yıpranmasına sebep verebilmekte. Bunun olmaması için çaba sarfediyorum.

Bulutun önemli etkilerinden biri de bazı olmadık şeyleri daha net göstermesi. Yalakalıkları, yaltaklanma çabalarını, bencillikleri, iki yüzlülükleri pırıl pırıl parlatması. Ben bunu gördüm, ben bunu öğrendim, bi yaşıma daha girdim.

Vay anasını be bulut. Bu kadar gözüme gözüme girdiğine göre, artık yakın olduk sayılır seninle, sana bir türkü armağan ediyorum. "Bulut bulut üstüneeeeee, amaaaaan amaaaan vay!"

Hiç yorum yok: